Ankara İli Çamlıdere İlçesine Bağlı Köyümüzün Sitesine HOŞ GELDİNİZ


YAYLA  ZAMANI

Yayla hatırası, özleyince bakmak için acelece cebime koyduğum bir kaç yayla taşı. Ve ilk gördüğüm yerden tekrar bakıyorum Mahya Tepesi’ne. Hoşçakal diyorum içimden. İnşallah seneye görüşmek üzere…

YAYLA  ZAMANI

 

Göç, belki de Orta Asya bozkırlarından başladı bizim için. O günden beri göçüyoruz, kim bilir? Yurt edindiğimiz; başkalarına göre mahrum, bize göreyse cennetten bir köşe olan bu yerde, her Mayıs’ın başında yayla heyecanı sarardı hepimizi. Çocukça bir sevinç yaşatırdı büyüklerimize bile. Evdeki her şey ikiye bölünür, yarısı götürülürdü, elli günlük yayla hayatı için. Sabırsızca sorardım:

 

-Yarın gidecek miyiz yaylaya?

-İnşallah.

 

Bu cevap pek inandırıcı gelmezdi nedense. Yağmursuz bir gün beklenirdi. Nihayet o gün gelince, kamyon üstünde, telaşla yüklenen onca eşyanın arasında kaybolmuş bir halde çıkılırdı yola. Türbeden aşağı sallandık mı, artık yolculuk kesin başlamıştı. Kıvrılan yollarda tozu dumana katarak ilerler, yükseklerden, kırmızı çatıları ve  vakur edasıyla gidişimize umarsız kalan köyümüze el sallar, nihayet Hatıplar’a varırdık. En tepelerden, ayaklarımızın altına serilen kainatın bu müstesna yerlerini seyrederek ve  çağlayarak akan coşkun derelerin yanı başından, çam ağaçlarının dikenli ellerine dokunarak ilerlerdik, sihirli halı üzerinde yapılan yolculuk gibi. Yolun kenarındaki ortadan ikiye bölünmüş kayayı, geri dönerken de göreceğim diye geçirirdim içimden.

 

Uzun mu uzun sürerdi yol. Artık sabrım tükenip, ‘’daha çok mu var yaylaya’’ diye merakla etrafıma bakarken, birden bütün ihtişamıyla ve bembeyaz başıyla ‘’Mahya Tepesi’’ verirdi müjdeyi. Rüzgar, unuttuğum ‘’yayla kokusunu’’  sürerdi yüzüme. Hemen tanırdım. Evlerin üzerindeki çinkoların yüzü parlardı sevinçten. Biz gelmiştik ve hasret bitmişti. Her zaman estetiğine hayran olduğum ağaçtan yontma merdivenlerden bir çırpıda tırmanır, gıcırdayan kapıyı açar, sessizce loş evin içine süzülürdüm.

 

Sanki her şey değişirdi yaylada. Tanıdık yüzler bile, ilk kez görüyormuşum gibi farklı gelirdi. Bizden önce gelenler üzerlerinden yabancılığı atmış, yaylayı yeniden keşfetmeye çağırıyorlar. Heyecanla dolaşıyoruz: Orta yerde herkese kol kanat geren ihtiyar çam ağacı ve altında barındırdığı çerçiler…Derenin üstündeki küçük köprü… Ali Abca’nın bakkalı… Oh, çok şükür, her şey yerli yerinde.

 

Derken karşıdan davul zurna sesi çağırıyor bizi. Son sürat karşı mahalleye. Fasıl başlamadan yetişmeliyiz.

 

Sahi bugün günlerden Cuma, değil mi? Tabiatın kucağında ve çam kokulu rüzgarın altında, yemyeşil çimlerin üzerinde ‘’huzur’’a durma zamanı.

 

Set’in altında arkadaşlar toplanmaya başlamıştır. Malum top oynama zamanı. Yaylada futbol becerimiz gibi bilgimiz de artardı: Şuuuttt….Kaleci Yasin!

 

Serin yayla akşamında, uzansam tutuvereceğim yıldızlar altında evin yolunu tutar, ürkekçe ittiğim kapı gıcırdayarak aralanır ve ocakta yanan ateşin sıcaklığı yüzüme vururdu. Karanlık duvarlarda gezinen gölgeler, merakla karşılardı beni. Deliksiz uyuduğum uykudan, inek ve buzağı sesleriyle uyanırdım. Evin içini deliklerden sızan ışık hüzmeleri aydınlatırdı. Dışarı çıktığımda ise, çoktan başlamış capcanlı bir hayatla karşılaşırdım.

 

Yaylaya has oyunlar, yağmur, dolu, sis, gök gürültüsü, odun, inek, kurt ağzı, yalamuk, torba yoğurdu, çam sakızı…

 

Havalar tam güzelleşir ve gündönümü gelir. Tekrar köye inme zamanı. Bir çırpıda özensizce toplanır eşyalar. Ve akşamüstü… Çağırırlar kendimi kaptırdığım oyunun tam ortasında:

-Köye gidiyoruz.

Yayla hatırası, özleyince bakmak için acelece cebime koyduğum bir kaç yayla taşı. Ve ilk gördüğüm yerden tekrar bakıyorum Mahya Tepesi’ne. Hoşçakal diyorum içimden. İnşallah seneye görüşmek üzere…

 

MEHMET AYDINALP



Yapılan Yorumlar | Bu Sayfaya Yorum Yap

ömer yıldırım - 15 Nisan 2011 Cuma 11:26

saol hocam. yazını okudum.çok güzel.o günler filim şeriti gibi geldi geçti gözümün önünden.biran olsun o günleri hatılattığın için çok saol.ALLAHIN rahmeti bereketi ve merhameti tümmüslümanların üzerine olsu.esselamun aleyküm verahmetullah


tahsin atasoy - 10 Aralık 2010 Cuma 08:40

önce osmansinli dostlarımı arkadaşlarımı yüce allahın selamıyla selamlıyorum
mehmet hocam muhteşem bi anı yazısı yazmışsın yazalı epey olmasına rağmen yeni rastladım zevkle okudum biraz geç olmakla beraber bi iki satırda ben yazayım dedim.sizin yaylayı biliyorum zaten güzelliği dillere destan bu kadar güzel yaylada bukaradar güzel anlatılırdı doğrusu tebrik ediyorum .
bizimde yaylamız sizinki kadar olmasada güzeldir bizde eskiden anlattığın dygular içinde göçerdik yaylamıza yalnız biraz farklıydı bizimki mesela kamyonla hiç gitmedik biz eşeklere eşyaları yatakları sarar ortasına tufranı koyardık hayvanları önümüze katardık birde tatlak yaylasının içinden geçerek giderdik.sonra oduna giderdik dağa baltayla ormancı ya yakalanmaktan çok korkardık yalamuk kesrdik mantar toplardık sığır gezeğine giderdik davar ayırmaya giderdik oğlak tutmaya gideddik daha uzatabiliriz.hey gidi günler hey .bu duygu dolu yazı için tekrardan tebrik eder bütün osmansinlilere senin şahsıns
da selam ve sevgilerimi sunarım.Allah'a emanet olun


Betül çelik - 16 Şubat 2010 Salı 06:58

Gönlü ve yüreği gibi kalemide güzel olan insan,ben bu yaşadıklarını yaşamadım ama öyle güzel anlatmışsın ki herşey gözümde canlandı. Benim için en kıymetli olan annem ile birlikte paylaşmış olduğunuz bu hayat ,çocukluğunuz ne kadar temiz ve mutluymuş bizlere bu duyguyu aşıladığın için minnettarım sana.Baki muhabbet dileği ile...Meveddetle kal dayıcım...


İzzettin YURTOĞLU - 09 Eylül 2009 Çarşamba 11:14

Mehmet Bey,
yazınızı okurken çocukluğumun yaylası Elveren ve Kadılar geldi aklıma... Bu yazıya yorum yazmazsam içimde ukte kalır dedim kendime... Şimdilerde özlüyorum o günlerimi ve o günlerimdeki yaylamı, sizin aylanızda tıpkı benim yaylam gibi derin izler bırakmış sizde... Allah sağlık sıhhat versin size. Sizi tanımak isterdim. selam ve dua ile..


hacı bey yılmazoğlu - 30 Ağustos 2009 Pazar 12:54

abım değerlı hocam senın bu duyğu yuklu anlatımından dolayı sanacok teşekkur ederım allah razı olsun sayğılar


HACI YÖNLÜ - 07 Temmuz 2009 Salı 12:58

MEHMET HOCA
GERÇEKTEN İNSANIN DUYGULANMAMASI ELDE DEYİL YÜREYİNE
SAĞLIK HOCAM
TEL 05393816899


HASAN GÜNGÖR - 03 Temmuz 2009 Cuma 02:41

MEHMET HOCAM BU SATIRLARI OKURKEN HEY GİDİ GÜNLER DEDİM.GÖZLERİM YAŞARDI.GEÇMİŞE ÖZLEM DUYARAK YÜREĞİM BURKULDU.ABİ AĞZINA SAĞLIK.O ZAMANLAR GERİYE GELMESEDE BİR AN İÇİN BİZİ O GÜNLEREGÖTÜRDÜN.ALLAH SİZDEN RZI OLSUN.HASAN GÜNGÖR <ÖĞRETMEN<


durhanım (aydınalp) aksoy - 02 Temmuz 2009 Perşembe 10:03

canım abim öyle güzel yazmışsınki okurken gözlerim yaşardı.yayla ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.mükemmel anlatmışsın.eeeeeee kimin abisi...seni çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook seviyorum.


Durali GÜRAĞAÇ - 30 Haziran 2009 Salı 03:00

Hocam maaşallah burada da döktürmüşsün. insan okurken sanki denizde kulaç atıyor, harikasınnnnnn.


Ahmet Yavuz - 30 Haziran 2009 Salı 09:54

Mehmet Hocam, bizleri eski günlerimize götürdünüz. Sizin köylü olmasam da o yayla günlerini duygulanarak hatırlattınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Teşekkür ediyorum.


Ömer TEKER***EFE MY ILTSM - 29 Haziran 2009 Pazartesi 01:10

okurken merak ettım bı once.acaba kım yazdı bunu dıye.kalemıne saglık abı.umuyorum herkes bı gıdıp gelmıstır mazıye yuregınde bıkez daha yasamıstır bu duyguyu.tskkr edrm.tum arkadasların guzel calısmalarını tekrar gorebılmek umudu ıle...


yakup GÖKMEN - 27 Haziran 2009 Cumartesi 12:47

Mehmet Hocam, kaleminize yüreğinize sağlık. Yazınızı okurken çok duygulandım ve sanki o günleri yaşadım. Allah yeteneğinizi artısın. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.


veli aydoğan -DİVAN EMLAK - 25 Haziran 2009 Perşembe 04:01

benli yaylası köylülerinden biri olarak,bizlerin duygu düşünce ve gönlüne de hitabeden ,böylesi bir tercümanlık yazısı tebrik ve teşekkürü hakediyor doğrusu.
teşekkürler


H.G.YILDIRIM - 24 Haziran 2009 Çarşamba 09:54

Komşu Köylüm Mehmet Bey,
Arada bir ziyaret ettiğim köyünüze ait bu nezih sitede yayınlamış olduğunuz takdire şayan bu nefis yazıdan dolayı sizleri tebrik eder, devamını dilerim.
Saygı ve sevgilerimle selamlarım.


Eyüp MEDET - 24 Haziran 2009 Çarşamba 06:03

Mehmet Hocam sizde taa ilkokul yıllarında var olduğunu bildiğim hikaye sanatının gelişerek varlığını sürdürüyor olmasına çok sevindim.
Çok güzel bir yazı olmuş.
Ellerine yürğine sağlık.
Devamını bekliyorum.
Allaha emanet olun.