Hem bizim köyümüzün hem de çevre köylerin kuruluşlarının Orta Asya’dan Anadolu coğrafyasına doğru yaşanan Türkmen göçünün en yoğun olduğu dönem olan 1050 ila 1100 yılları arasına tekabül ettiği sanılmaktadır.
Köyümüzün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak tarihin içine yapılan yolculuklardan ve tarihçiler tarafında açıklığa kavuşturulan sosyal hareketliliklerden elde edilen bilgiler ışığında bazı tahminler yapılabilmektedir. Hem bizim köyümüzün hem de çevre köylerin kuruluşlarının Orta Asya’dan Anadolu coğrafyasına doğru yaşanan Türkmen göçünün en yoğun olduğu dönem olan 1050 ila 1100 yılları arasına tekabül ettiği sanılmaktadır.
Peçenek Köyündeki Selçuklular döneminde yapılan cami de göstermektedir ki bu topraklara yaklaşık 900 yıl önce Müslüman Türkler gelmeye başlamışlar ve buraları kendilerine yurt edinmişlerdir.
Osmansin Köyü Osmanlı dönemde de Yabanabad Kazasına bağlı bir köydür. Yabanabad; Kızılcahamam, Çamlıdere ilçeleri ve köylerinin büyük bölümü ile Ayaş ve Güdül ilçelerinin birkaç köyünü de içine alan bölgenin Osmanlı Devletindeki adıdır. Bölgenin Yabanabad ismini nereden aldığı bilinmemektedir. Ancak Yabanabad sözcüğü şen, mamur, bayındır anlamına gelen Farsça “abad” ve Türkçe “yaban” kelimelerinden türetilmiştir.
Yabanabad bölgesinde genel olarak etnik bir farklılık veya gayrimüslim bir unsur bulunmamaktadır.
Köyümüzün kurucuları hakkında bugüne kadar kayıtlı bir belgeye rastlanmamıştır. İsmini nereden aldığı da her hangi bir yazılı kayda dayanmamaktadır. Ancak bu konularda yani köyümüzün kurucuları ve isminin oluşumu konusunda kuşaktan kuşağa aktarılan ve günümüze kadar ulaşan bir rivayet bulunmaktadır. Bu rivayete göre Köyümüz adını köyümüzde bulunan iki türbede yatan merhumların isimlerinden almıştır. Bu rivayete göre türbelerden birinde yatan merhumun adı Osman diğerin de yatan merhumun adı ise Sinan veya Sina’dır. Bu iki ismin birleştirilmesinden de Osmansin adı türetilmiştir. Yine köyün kurucularının da bu kişiler olduğu söylenmektedir. Türbelerde yatanlarla ilgili ne bir mezar taşı, ne başka bir kayıtlı vesika bulunmamaktadır. Bu nedenle bu anlatılanlar kuşaktan kuşağa aktarılan ancak hiçbir şekilde maalesef doğrulanamayan rivayetler olmaktan öteye geçememektedir.
Yaklaşık 900 yıllık bir geçmişi olan Köyümüzle ilgili ulaşılabilen kayıtlı belgelerden biri de 1571-1572 tarihli 2. Selim dönemine ait Ankara Mufassal Tahrir defteridir. Bu defterde Yabanabad ve köyleri hakkında detaylı bilgiler yer almaktadır. Bu defterden edinilen bilgilere göre 1572 tarihlerinde Köyümüzde 84 vergi hanesi vardır ve tahmini nüfus 420 civarındadır.
Yine köyümüzle ilgili bir başka detaylı bilgi de 1840 yılında yani 166 yıl önce tutulmuş olan Tahrir defterinden elde etmekteyiz. Defterden edinilen bilgiye göre bu tarihte köyün erkek nüfusu sayılmış, sahip oldukları küçük ve büyükbaş hayvanlar, tarlalar, bağ ve bahçeler kaydedilmiştir. 1840 yılında tutulan bu deftere göre de Köyümüzün nüfusu 295 – 300 arasında olup, 59 vergi hanesi bulunmaktadır.
Köyümüzün en eski yapısı 1904 yılında yapılmış olan camidir. Duvarları taş ile örülmüş ve çatısı ahşap olan caminin kim yada kimler tarafından yaptırıldığı, mimarı yada ustaları hakkında kayıtlı bir bilgi yoktur. Daha sonra ilave edilen ve bugün neredeyse kullanılamaz durumda olan bir de ahşap minaresi bulunmaktadır. 1999 yılında Köyümüz derneğinin gayretleri ile çeşitli restorasyon çalışmaları yapılan cami bugün için köyümüzün ihtiyacını karşılayamayacak durumdadır.
Köyümüzün yakın tarihine gelince Köyümüz Anadolu’nun İslamlaşmasından sonra hiç düşman işgaline uğramamış, Köyümüzden birçok kişi istiklal savaşına katılmıştır. İstiklal Şehitlerimiz konusunda detaylı bir bilgi maalesef mevcut değildir. Yine İstiklal Gazilerimizin hepsi vefat etmiştir.
Köyümüz yakın çevremizdeki pek çok köy gibi Cumhuriyet Dönemi devlet hizmetlerinden Başkentin yanı başında olmasına rağmen yeterince faydalanamamıştır. Köyümüzün şehirle bağlantısını sağlayan karayolu 1955 yılında, İlkokul Tevhidi Tedrisat Kanunun kabulünden ancak 35 yıl sonra 1959 yılında bir barakada açılabilmiştir. 1965 yılına yapılan 3 derslikli okul ise 2005 yılında yıkılarak yeniden inşa edilmiştir. Köyümüze elektrik 1979 yılında getirilmiştir. 1987 yılında açılan ortaokul 2 dönem mezun verdikten sonra kapanmış, ilköğretimin 8 yıla çıkarılması ve köyümüz okulunun taşımalı eğitim sistemi içerisinde merkez okul seçilmesiyle yeniden açılmıştır. Yine 1984 yılında yapılan içme suyu şebekesi bakımsızlık yüzünden kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale gelmiştir. 3. su deposu yapılan köyümüzde su sorunu hala istenilen düzeyde çözülememiştir.
Köyümüz son 50 yıl içerisinde 2 büyük yangın geçirmiştir. Birincisi 1963 yılının baharında meydana gelmiştir. Can kaybının olmadığı yangında 30 civarında ev, samanlık ve bir o kadar da ahır tamamen yanmıştır. Çok büyük maddi hasarlar açan ve beleklerde derin izler bırakan bu yangınla ilgili hala pek çok dramatik hikayeyi şahitlerinden dinlemek mümkündür. Yine de zamanın bahar olması ve köylülerin hemen yangın afeti sonrası yaylaya göçmeleri sorunların daha da büyümesini engellemiş acıların sarılmasını kolaylaştırmıştır. Afet bölgesi ilan edilen köyümüzdeki yanan evler devlet kredisi ile yeniden inşa edilmiştir.
İkinci yangın ise 1982 yılının Ekim ayında olmuştur. Şükürler olsun ki bu yangında da can kaybı yada önemli bir yaralanma olmamıştır. Az sayıda hayvanın telef olduğu yangında çok büyük maddi hasar meydana gelmiş, 40’ın üzerinde ev, samanlık ve ahır tamamen kül olmuştur. Bir de yangın zedelerin kış hazırlıklarının hepsini yitirdikleri düşünülürse maddi hasarın büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır. Bu büyük ve yıkıcı afetin arkasından afetzedeler gelen kışı bugünün şehir toplumlarında pek örneğini göremeyeceğimiz bir şekilde iki odalı evinin bir odasını kendilerine açan yangından zarar görmeyen köylülerin yanında çok büyük sıkıntılar ve acılarla geçirmişlerdir. Yine köyümüz afet bölgesi ilan edilmiş ve yanan evler devlet kredisi ile yeniden imar edilmiştir.
Osmansin bir orman köyüdür. Atalarımızın geleneksel mesleği olan dövencilik, dövenin teknolojiye yenik düşmesi üzerine 1960’lı yılların sonlarına doğru tamamen terk edilmiştir. Bunun üzerine köyümüz sakinleri tarım arazileri yok denecek kadar az olansı ve orman işçiliğinden de istenilen gelirin elde edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine çeşitli ticari faaliyetle yönelmiş ve büyük çoğunluğu köyü terk etmiştir. Köylülerimizin yoğun olarak Ankara – Şentepe, Kazan, Beypazarı’na yerleştiğini söyleyebiliriz.
1992 Yılında Ankara’da kurulan Osmansin Köyü Kalkındırma Derneğinin yaptığı çalışmalara göre Köyümüze kayıtlı yaklaşık 550 aile bulunmaktadır. Bunlardan ancak 80 kadarı hala köyümüzde yaşamaktadır. Bu ailelerin ekseriyeti de orman işçiliği veya çiftçilikten ziyade çeşitli ticari faaliyetlerle geçimini sağlamaktadır.
kazım gürcan - 04 Mart 2011 Cuma 11:12
abi köyümüzün tarihinin geneli güzel olmuş ama türbelerle yazdığınız bana kalırsa yalnış olmuş neden derseniz şimdi varmı bilmiyorum ama benim küçüklüğümde kapalı türbenin başında eşarp bez sarılı olurdu büyüklerimiden birçokkez o türbenin kadın olduğunu duyardık.. okulun önünde yatanında adının osman olduğu osmanlıcada sin kelimesinin yaralı, kirli olan kokan anlamına geliyoyani yaralı yada kirli osman onlamına geliyo bunu çocukkende duyardık sinan yada sina ismini nerden buldunuz merak ettim doğrusu saygılarımla
HACI YÖNLÜ - 08 Temmuz 2009 Çarşamba 12:41
TARİH BÖYLE YAZILIR KİM YAZDIYSA ELİNE YÜREYİNE SAĞLIK YAZANDA OSMANSİNLİ
ömer ÖZTÜRK - 21 Nisan 2009 Salı 08:38
köyümüz hakkında boyle degerli bilgilerin bulunmasında emek harcıyan herkese selam ÇOK DUYGULANDIM TEŞEKKÜRLER
Komşu Köylü - 14 Şubat 2009 Cumartesi 09:14
Değerli Site Yapımcıları,
Osmansin köyüyle ilgili verdiğiniz tarihi bilgilerin bir kısmında yanlışlıklar söz konusu. Lütfen düzeltiniz.
1.Osmansin'in kayıtlı olduğu ilk tarihi belge, 1463 Tarihli Mufassal Tahrir Defteri'dir.
2.Yabanabaddan önce Muzrıp Kazasına bağlı bir köydür.
Saygılarımla.
hasan bircan - 16 Ocak 2009 Cuma 07:01
emeği geçenlerin hepsine tesekur ediyrm. ellerine saglık. koyumuz için cok güzel bir tanıtım olmus..
recep altun - 12 Ocak 2009 Pazartesi 10:51
efendim,saygılarımla; burada da aynı şekilde Tarihçeye girerken önce köyünüzün hangi il, ilçe , beldeye bağlı olduğundan bahsederek devam etseydiniz daha iyi olurdu.
[hasan_@] - 15 Aralık 2008 Pazartesi 03:56
mütiş bir yazı kim yazdıysa eline saplık